Mala zarar verme suçu; başka bir kişiye ait olan taşınır veya taşınmaz malın tamamen ya da kısmen, tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması, kullanılamayacak hale getirilme veya kirletilmesi suçuna denir.
2 temel şartı vardır.
1-) Mala zarar verme kastının varlığı
2-) Malın başkasına ait olması gerekliliği
Mala zarar verme suçu oluşması, başka bir deyişle mala zarar verme suçundan söz etmek için suçun failinin başkasına ait bir mala zarar verecek eylemi isteyerek ve bilerek gerçekleştirmesi gerekmektedir. Eğer isteği dışında yapmış ise suçun varlığından bahsedilemez.
Mala zarar verme suçu, başkasına ait bir taşınır (örneğin araç, telefon, makine) ya da taşınmazın (örneğin ev, arsa, işyeri) kısmen veya tamamen bozulması, yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, kirletilmesi ya da kullanılamaz hale getirilmesi ile oluşur. Burada korunan hukuki değer mülkiyet hakkıdır. Yani ceza hukuku, kişinin malvarlığı üzerindeki tasarruf serbestisini güvence altına alır.
Kanunda sayılan fiiller sınırlıdır. Bu nedenle her maddi zarar otomatik olarak mala zarar verme suçunu oluşturmaz. Örneğin, bir eşyanın doğal aşınması ya da kazara oluşan zarar, kural olarak bu suç kapsamında değerlendirilmez. Suçun oluşabilmesi için failin bilerek ve isteyerek hareket etmesi, yani genel kastla davranması gerekir.
Yargıtay kararlarında özellikle “başkasına ait olma” unsuru üzerinde durulur. Paylı mülkiyette bulunan bir mala zarar verilmesi halinde, failin o mal üzerindeki hukuki konumu ayrıntılı şekilde incelenir. Kişi tamamen kendi malına zarar veriyorsa suç oluşmaz; ancak ortak mülkiyette diğer paydaşın hakkını ihlal edecek bir zarar söz konusuysa ceza sorumluluğu gündeme gelebilir.
- Malın mutlaka tamamen yok edilmesi gerekmez.
- Kullanım amacını ciddi şekilde engelleyen zarar yeterlidir.
- Geçici fakat önemli bir değer kaybı da suç kapsamına girebilir.
Örneğin bir işyerinin camlarının kırılması, yalnızca maddi zarar değil aynı zamanda işletmenin faaliyetini durdurma sonucunu da doğurabilir. Bu durumda ceza hukuku devreye girer.
Mala zarar verme suçunun basit hali (TCK m.151), şikâyete bağlıdır. Mağdur, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikâyet hakkını kullanmalıdır. Bu süre hak düşürücüdür. Süresi içinde şikâyet olmazsa savcılık resen soruşturma başlatamaz.
Buna karşılık nitelikli haller (TCK m.152) şikâyete tabi değildir. Kamu malına zarar verilmesi ya da dikili ağaçların tahrip edilmesi gibi durumlarda savcılık, mağdur şikâyetçi olmasa dahi soruşturma yürütür. Bu hallerde dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.
Basit mala zarar verme suçu uzlaştırma kapsamındadır. Uzlaştırma, tarafların bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşmasını sağlayan alternatif bir çözüm yoludur. Uygulamada çoğu dosya bu aşamada sonuçlanır. Zararın karşılanması veya tarafların anlaşması halinde kamu davası açılmaz ya da açılmışsa düşer.
Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, şikâyet süresinin kaçırılmasıdır. Özellikle komşular arası anlaşmazlıklarda, “nasıl olsa barışırız” düşüncesiyle beklenmesi, hak kaybına yol açabilir.
Bu suçun oluşabilmesi için üç temel unsur bulunur: başkasına ait bir mal, kanunda sayılan seçimlik hareketlerden biri ve kast. Kanunda belirtilen hareketler; bozma, yıkma, tahrip etme, yok etme, kirletme ve kullanılamaz hale getirmedir.
Kirletme fiili çoğu zaman hafife alınır. Oysa malın eski haline getirilmesi için ciddi temizlik ya da onarım masrafı gerekiyorsa suç oluşabilir. Örneğin bir apartman duvarına boya ile yazı yazılması, basit bir “şaka” olarak değerlendirilemez.
Yargıtay, zararın somut olarak ortaya konulmasını ister. Fotoğraflar, bilirkişi raporları ve tanık beyanları önemlidir. Sadece soyut iddialarla mahkûmiyet kararı verilmesi bozma sebebi olabilir.
- Zararın gerçek ve ölçülebilir olması gerekir.
- Failin bilerek hareket ettiğinin ispatı aranır.
- Malın hukuki statüsü açıkça belirlenmelidir.
Özellikle kira ilişkilerinde, kiracının verdiği zarar ile sözleşmeye aykırılık arasındaki fark iyi değerlendirilmelidir. Her sözleşme ihlali ceza hukuku bakımından suç değildir.
Mala zarar verme suçu bazen hırsızlık suçu ile birlikte gündeme gelir. Eğer zarar, doğrudan çalınan mal üzerinde gerçekleşmişse genellikle ayrıca mala zarar verme cezası verilmez. Ancak hırsızlık sırasında farklı bir mala zarar verilmişse iki ayrı suç oluşur.
Örneğin kilitli bir aracın camı kırılarak içindeki çantanın alınması halinde:
- Camın kırılması mala zarar verme,
- Çantanın alınması hırsızlık suçunu oluşturur.
Yargıtay, bu ayrımı malın hukuki konusu üzerinden yapar. Uygulamada kimi zaman mahkemeler tek suç kabul ederek eksik değerlendirme yapabilmektedir. Bu da kararın bozulmasına yol açar.
Basit halde ceza 4 aydan 3 yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Hakim iki yaptırımı birlikte uygulayamaz. Adli para cezası, gün para cezası sistemi üzerinden hesaplanır ve bir gün karşılığı en az 20 TL, en fazla 100 TL olarak belirlenir.
Nitelikli hallerde ceza 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıdır. Kamu malına zarar verilmesi, dikili ağaçların tahribi, içme suyu tesisatına zarar gibi durumlar bu kapsamdadır. Yakma, patlayıcı madde kullanma gibi yöntemlerle işlenmesi halinde ceza artırılır.
Etkin pişmanlık, failin zararı gidermesi halinde cezasında indirim yapılmasını sağlar. Dava açılmadan önce zarar karşılanırsa cezada üçte ikiye kadar indirim mümkündür. Dava açıldıktan sonra fakat hüküm verilmeden önce giderilirse indirim oranı yarıya kadar olabilir.
Uygulamada zararın gerçek anlamda karşılanması önemlidir. Sadece sembolik bir ödeme yeterli görülmez. Mağdurun zararının tamamı giderilmelidir.
Kanun bazı yakın akrabalık ilişkilerinde cezasızlık öngörmüştür. Eşler arasında (ayrılık kararı yoksa), üstsoy ve altsoy arasında ya da aynı evde yaşayan kardeşler arasında işlenen fiillerde ceza verilmez. Bazı diğer akrabalık hallerinde ise şikâyet şartı aranır ve ceza yarı oranında indirilir.
Bu düzenlemenin amacı aile içi ilişkilerin ceza tehdidiyle daha da ağırlaşmasını önlemektir. Ancak şiddet içeren veya başka suçları da barındıran olaylarda durum farklı değerlendirilebilir.
Mahkeme, şartları varsa hapis cezasını adli para cezasına çevirebilir. Ayrıca hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), sanığın 5 yıllık denetim süresinde kasıtlı bir suç işlememesi halinde davanın düşmesini sağlar. Cezanın ertelenmesi de mümkündür.
Bu kararlar sanığın sabıka durumu, pişmanlığı ve zararın giderilip giderilmediği dikkate alınarak verilir.
#Çorlu 'da faaliyet gösteren #avukat bürosu olarak #boşanma, #anlaşmalı boşanma, #çekişmeli boşanma, şikayet, soruşturma, kovuşturma ve diğer #ceza davası konularında müvekkillerimize avukatlık ve danışmanlık hizmeti sunmakta ve Aile mahkemelerinde, #Ceza mahkemelerinde kendilerini a temsil etmekteyiz. 25 yılı geçen meslek tecrübesiyle çalışmalarına devam eden ofisimize iletişim bölümünden ulaşabilirsiniz.
İletişim için lütfen tıklayınız
