Trafik kazaları ölümlere ve yaralanmalara sebep olduğu gibi, kişileri önemli miktarlarda ekonomik zararlara da uğratmaktadır. Kazalar nedeni ile araçlarda oluşan değer kaybının yanında, uzun süren ve de masraflı tedavi süreçleriyle, hatta kazanç kayıpları ile karşı karşıya kalınmaktadır. Gün geçtikçe çoğalan araç sayısı ve nüfusa da bağlı olarak artan trafik yoğunluğu sebebi ile kaza ve kayıplar da gün geçtikçe artmaktadır. Trafik kazalarını engellemek için caydırıcı yaptırımlar uygulanmalı, toplum bilinçlendirilmeli, görünür ve özenli denetimler yapılmalıdır.
TCK m.179
1) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşımının güven içinde akışını sağlamak için konulmuş her türlü işareti değiştirerek, kullanılamaz hale getirerek, konuldukları yerden kaldırarak, yanlış işaretler vererek, geçiş, varış, kalkış veya iniş yolları üzerine bir şey koyarak ya da teknik işletim sistemine müdahale ederek, başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye neden olan kişiye bir yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 179 ve 180. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu suçun en önemli özelliği, “somut tehlike suçu” olmasıdır. Yani yalnızca bir trafik kuralının ihlali yeterli değildir; ihlalin başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı açısından gerçek bir tehlike yaratmış olması gerekir.
Madde 179 üç ayrı durumu kapsar. İlk olarak; kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşımının güvenliğini sağlamak için konulan işaretlerin değiştirilmesi, kaldırılması, yanlış yönlendirme yapılması ya da teknik sistemlere müdahale edilmesi halinde suç oluşur. İkinci olarak; bir ulaşım aracının kişilerin hayatı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak şekilde sevk ve idare edilmesi cezalandırılır. Üçüncü olarak ise; alkol, uyuşturucu ya da başka bir nedenle güvenli araç kullanamayacak halde olmasına rağmen araç kullanan kişi hakkında hapis cezası öngörülür.
Madde 180 ise, deniz, hava ve demiryolu ulaşımında taksirle (dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak) tehlikeye neden olunmasını düzenler. Burada kasıt aranmaz; ancak ihmal veya dikkatsizlik sonucu tehlike doğmuş olmalıdır.
Uygulamada en sık karşılaşılan durum, alkollü araç kullanımıdır. Ancak unutulmamalıdır ki aşırı hız, kırmızı ışık ihlali, ters yönde araç kullanma gibi davranışlar da, somut tehlike yaratmaları halinde bu suç kapsamında değerlendirilebilir. Her olay kendi koşulları içinde incelenir.
Bu suçun oluşabilmesi için öncelikle bir fiilin mevcut olması gerekir. Kanunda sayılan seçimlik hareketler dışında kalan basit idari ihlaller doğrudan ceza sorumluluğu doğurmaz. Örneğin, kısa süreli park ihlali çoğu durumda yalnızca idari yaptırım gerektirirken; yoğun trafikte bilinçli şekilde zikzak çizerek ilerlemek somut tehlike oluşturabilir.
Suçun manevi unsuru bakımından 179. madde kasten işlenebilir. Failin, davranışının tehlike doğurabileceğini öngörmesi ve buna rağmen hareket etmesi gerekir. Özel bir amaç aranmaz; ancak en azından olası kast düzeyinde bilinç bulunmalıdır. Taksirli haller ise 180. maddede sınırlı biçimde düzenlenmiştir.
Somut tehlike unsuru, yargılamada en çok tartışılan konudur. Mahkeme; olay yeri tutanağı, tanık beyanları, kamera görüntüleri ve teknik raporları birlikte değerlendirir. Sadece “kural ihlali” yeterli değildir. Tehlikenin gerçekleşmiş olması veya gerçekleşmesinin mümkün olması gerekir.
- Fiil: Kanunda sayılan hareketlerden biri.
- Manevi unsur: Kasıt (179) veya taksir (180).
- Somut tehlike: Hayat, sağlık veya malvarlığı bakımından gerçek risk.
Birçok dosyada, sanığın yalnızca trafik cezası aldığını düşünerek savunma sürecini hafife aldığı görülür. Oysa ceza mahkemesi değerlendirmesi, idari yaptırımdan tamamen bağımsızdır.
Alkollü araç kullanımı, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun en yaygın görünümüdür. 1.00 promilin üzerinde alkollü araç kullanılması halinde, ayrıca bir tehlike ispatı aranmaksızın ceza sorumluluğu doğar. 1.00 promilin altındaki ölçümlerde ise, sürücünün güvenli araç kullanma yeteneğini kaybedip kaybetmediği ayrıca değerlendirilir.
Günümüz itibarıyla adli para cezasına çevrilme imkânı, hükmedilen hapis cezasının süresine ve sanığın sabıka durumuna bağlıdır. Mahkeme, kısa süreli hapis cezalarını adli para cezasına çevirebilir. Ancak tekrar eden suçlarda bu ihtimal zayıflar.
Alkol ölçümünün olay saatine göre değerlendirilmesi önemlidir. Kandaki alkol oranı saat başına ortalama 0,15 promil düşer. Ölçüm gecikmişse bu husus teknik hesaplamaya dahil edilmelidir.
Eğer trafik güvenliğini tehlikeye sokan eylem sonucunda bir kişi yaralanır veya hayatını kaybederse, fail ayrıca taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçundan da sorumlu tutulur. Bu durumda iki ayrı suç tipi gündeme gelir.
Örneğin; 1.20 promil alkollü bir sürücünün kırmızı ışıkta geçerek kazaya neden olması halinde hem trafik güvenliğini tehlikeye sokma hem de yaralama/ölüm suçu değerlendirilir. Yaralama suçunun şikâyete bağlı olması, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu ortadan kaldırmaz.
Uygulamada tarafların anlaşması ya da zararın karşılanması, yalnızca şikâyete bağlı suç bakımından sonuç doğurur. Kamu düzenini ilgilendiren bu suçta savcılık re’sen hareket eder.
Bu suç şikâyete tabi değildir. Savcılık, olaydan haberdar olduğu anda soruşturma başlatabilir. Uzlaşma kapsamında da değildir. Bu nedenle tarafların anlaşması ceza davasını sona erdirmez.
Zamanaşımı süresi;
- 179/2 ve 179/3 kapsamındaki hallerde 8 yıl,
- 179/1 kapsamındaki hallerde 15 yıldır.
Bu süreler içinde dava açılabilir ve yargılama sürdürülebilir. Zamanaşımı süresi, suç tarihinden itibaren işlemeye başlar.
Kısa süreli hapis cezaları, mahkeme takdiriyle adli para cezasına çevrilebilir. 2026 yılı uygulamasında günlük adli para cezası miktarı, sanığın ekonomik durumuna göre belirlenir ve alt sınır üzerinden hesaplama yapılır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), belirli şartların varlığı halinde mümkündür. Ancak daha önce HAGB kararı bulunan bir kişinin yeniden kasıtlı suç işlemesi halinde önceki karar açıklanabilir ve ikinci kez HAGB uygulanmayabilir.
Cezanın ertelenmesi de mümkündür. Bunun için sanığın sabıka kaydı, duruşmadaki tutumu ve yeniden suç işlemeyeceği yönündeki kanaat önemlidir.
Bu suçlarda yargılama görevi Asliye Ceza Mahkemesi’ne aittir. 179/2 ve 179/3 kapsamındaki suçlar bakımından seri muhakeme usulü uygulanabilir. Seri muhakeme, savcının belirlediği yaptırımın yarı oranında indirilerek mahkeme onayına sunulması esasına dayanır.
Seri muhakeme uygulanmazsa, basit yargılama usulü gündeme gelebilir. Basit yargılama usulünde duruşma yapılmaksızın evrak üzerinden karar verilir ve mahkûmiyet halinde ceza dörtte bir oranında indirilir.
Bu aşamada verilecek kararların, ileride sabıka kaydı ve mesleki sonuçlar doğurabileceği unutulmamalıdır. Özellikle kamu görevlileri ve ticari sürücüler açısından hükmün niteliği ciddi sonuçlar doğurabilir
#Çorlu 'da faaliyet gösteren #avukat bürosu olarak #boşanma, #anlaşmalı boşanma, #çekişmeli boşanma, şikayet, soruşturma, kovuşturma ve diğer #ceza davası konularında müvekkillerimize avukatlık ve danışmanlık hizmeti sunmakta ve Aile mahkemelerinde, #Ceza mahkemelerinde kendilerini a temsil etmekteyiz. 25 yılı geçen meslek tecrübesiyle çalışmalarına devam eden ofisimize iletişim bölümünden ulaşabilirsiniz.
İletişim için lütfen tıklayınız
