Kişinin birden fazla kez suç geçmişi olması ve de bunu alışkanlık haline getirdiğinde uygulanacak ceza, suçta tekerrür ilkesine göre belirlenir. Tekerrür sayılması durumunun, uygulanması için, kişinin önceki cezalarının kesinleştirilmesi gereklidir. Yani; kişinin cezasında tekerrür hükümlerinin uygulanması için, önce alınmış olan cezanın infazının sona ermiş olması gerekmemektedir.
Önce verilmiş olan ceza, diğer yaptırım türlerine (hükmün açıklanmasının geri bırakılması vb.) dönüşmüş veya kişiye yalnızca güvenlik tedbiri uygulanmasına karar verilen kişilerde, suçta tekerrür ilkesinin uygulanması mümkün değildir; erteleme kararı da bu uygulama imkansızlığına dahil edilmemektedir. Tekerrür hükümlerinin uygulanması için, TCK 58. maddedeki şartların gerçekleşmesi gerekmektedir.
Tekerrür hükümlerinin uygulanmasında kanun, suçlar arasında benzerlik ya da illiyet bağını aramamaktadır. Yine taksirle işlenen suçun ardından yeni suçun da taksirle işlenmesini, kasten işlenen suçun ardından da yine yeni suçun kast unsuru barındırmasını ise aramaktadır. Yani kastla işlenen suçtan sonra taksirli suçun işlenmesi, tekerrür hükümlerinin uygulanması şartını sağlamamaktadır.
Suçta tekerrür kurumu, tarihsel olarak farklı hukuk sistemlerinde farklı şekillerde düzenlenmiştir. Bazı sistemlerde cezayı artıran maddi ceza hukuku kurumu olarak kabul edilirken, Türk hukukunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile ağırlıklı olarak bir infaz hukuku kurumu niteliği kazanmıştır. Bununla birlikte, TCK m.58 hükmü tekerrürü aynı zamanda bir güvenlik tedbiri olarak da düzenlemiştir. Bu çift yönlü yapı, uygulamada yorum farklılıklarına yol açabilmektedir.
Eski 765 sayılı Kanun döneminde tekerrür daha çok cezanın artırılması şeklinde sonuç doğuruyordu. Ancak 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni sistemle birlikte esas etki infaz aşamasına kaydırılmıştır. Bu değişiklik, özellikle koşullu salıverilme oranlarının belirlenmesinde önem taşır. Tekerrür halinde ceza miktarı değişmeyebilir; fakat hükümlünün cezaevinde kalacağı süre ciddi biçimde artabilir.
Uygulamada sık yapılan hata, tekerrürü otomatik bir “ceza artışı” mekanizması gibi değerlendirmektir. Oysa asıl sonuç, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasıdır. Mahkemenin hüküm fıkrasında tekerrüre açıkça yer vermemesi veya yanlış hukuki nitelendirme yapması, üst mahkemelerce bozma nedeni yapılmaktadır.
Bir kişinin iki farklı suçtan yargılanmış olması tek başına tekerrür için yeterli değildir. Kanun, bu kurumun uygulanabilmesi için belirli ve sınırlı koşullar öngörmüştür. Bu şartlar gerçekleşmeden verilen tekerrür kararları hukuka aykırıdır.
- Önceki mahkûmiyetin kesinleşmiş olması
- Suç türleri arasında kanunda aranan uygunluk
- Süre koşulunun gerçekleşmiş olması
- Tekerrüre esas alınabilecek bir mahkûmiyet bulunması
- Sonuç cezanın hapis cezası olması
Mahkemeler özellikle adli sicil kayıtlarını değerlendirirken dikkatli olmak zorundadır. Sicilde yer alan her kayıt tekerrüre esas teşkil etmez. Uzlaşma, önödeme veya zamanaşımı ile sonuçlanan dosyalar bu kapsamda değildir. Ayrıca kesinleşmemiş kararlar da tekerrür için kullanılamaz.
Tekerrürün temel koşulu, ilk mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olmasıdır. Kesinleşme; istinaf ve temyiz kanun yollarının tüketilmesi veya süresinde başvuru yapılmaması ile gerçekleşir. Hüküm kesinleşmeden ikinci suç işlenmişse tekerrür hükümleri uygulanamaz.
Uygulamada en sık karşılaşılan hata, kararın kesinleşme tarihinin yanlış belirlenmesidir. Özellikle istinaf süreci devam ederken işlenen ikinci suçlarda, mahkemelerin tekerrür uyguladığı görülmektedir. Bu durum üst mahkemelerce düzeltilmektedir.
İlk mahkûmiyetin infaz edilmiş olması şart değildir. Önemli olan kesinleşmedir. Hükümlü henüz cezaevine girmemiş olabilir veya cezası ertelenmiş olabilir. Buna rağmen, kesinleşmeden sonra işlenen ikinci suç tekerrüre yol açar.
Ancak infaz edilmişse, süre hesabı bakımından infaz tarihi belirleyici olur. Bu ayrım, süre koşulunun doğru uygulanması açısından kritiktir.
Kasten işlenen suçlar ile yine kasten işlenen suçlar arasında tekerrür mümkündür. Aynı şekilde taksirli suçlar kendi aralarında değerlendirilir. Ancak kasten işlenen bir suç ile taksirli bir suç arasında tekerrür kurulamaz.
Ayrıca sırf askerî suçlar ile diğer suçlar arasında tekerrür uygulanmaz. Yabancı mahkeme kararları ise yalnızca kanunda sayılan bazı ağır suçlar bakımından dikkate alınır.
Süre şartı iki farklı duruma göre belirlenir: Bu sürelerin yanlış hesaplanması bozma sebebidir. Özellikle koşullu salıverilme tarihinin infaz tarihi ile karıştırılması ciddi hatalara yol açmaktadır.
Sonuç cezanın hapis cezası olması gerekir. Seçenek yaptırıma çevrilen kısa süreli hapis cezalarında, sonuç ceza adli para cezası ise tekerrür uygulanamaz. Yargıtay bu konuda istikrarlı kararlar vermektedir.
Geçiş hükümlerinin yanlış uygulanması, özellikle eski mahkûmiyetlerin değerlendirilmesinde hatalara neden olmaktadır.
- 18 yaşından küçükken işlenen suçlar
- Genel affa uğramış mahkûmiyetler
- Uzlaşma, önödeme ve zamanaşımı ile sonuçlanan dosyalar
- Kabahatler ve disiplin cezaları
- Temyiz kanun yoluna kapalı kararlar
Adli sicil kaydında yer alması tek başına yeterli değildir. Mahkeme, kaydın hukuken tekerrüre elverişli olup olmadığını ayrıca değerlendirmelidir.
Tekerrür halinde üç temel sonuç ortaya çıkar:
- Mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanır.
- Seçimlik cezalarda hapis cezası tercih edilir.
- İnfaz sonrası denetimli serbestlik uygulanır.
5275 sayılı Kanun’un 108. maddesine göre 2026 yılı itibarıyla süreli hapis cezalarında koşullu salıverilme oranı tekerrür halinde kural olarak 2/3’tür. İkinci defa tekerrürde bu oran 3/4 olarak uygulanır. Ayrıca infaz hâkimi tarafından en az 1 yıl denetim süresi belirlenir; bu süre 5 yıla kadar uzatılabilir.
Tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından daha fazla ek süre uygulanamaz. Bu hesaplamanın doğru yapılmaması infaz aşamasında ciddi hak kayıplarına yol açabilir.
Mahkeme hüküm fıkrasında tekerrür uygulanacağını açıkça belirtmelidir. Ayrıca sanığın bu konuda savunması alınmalıdır. Savunma alınmadan verilen tekerrür kararları hukuka aykırıdır.
Örnek olarak; ilk suçtan 1 yıl, ikinci suçtan 6 yıl hapis cezası alan bir hükümlü, tekerrür uygulanmadığında 3 yıl sonra koşullu salıvermeden yararlanabilecekken, tekerrür halinde yaklaşık 4 yıl cezaevinde kalabilir. Bu fark, tekerrürün infaz üzerindeki etkisini açıkça göstermektedir.
Mükerrirlere özgü infaz rejimi, hükümlünün daha uzun süre ceza infaz kurumunda kalmasına yol açar. Ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve süreli hapis cezaları için farklı oranlar öngörülmüştür. İkinci defa tekerrür halinde oranlar daha da ağırlaşır.
Günümüzde infaz oranları, bazı katalog suçlarda (örneğin uyuşturucu imal ve ticareti, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar) oran 3/4 olarak uygulanmaktadır.
Sanık hakkında tekerrür uygulanacaksa bu hususta savunma hakkı tanınmalıdır. İddianamede yer almasa dahi, duruşmada adli sicil kaydı okunarak sanığın beyanı alınmalıdır. Aksi halde savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olur.
#Çorlu 'da faaliyet gösteren #avukat bürosu olarak #boşanma, #anlaşmalı boşanma, #çekişmeli boşanma, şikayet, soruşturma, kovuşturma ve diğer #ceza davası konularında müvekkillerimize avukatlık ve danışmanlık hizmeti sunmakta ve Aile mahkemelerinde, #Ceza mahkemelerinde kendilerini a temsil etmekteyiz. 25 yılı geçen meslek tecrübesiyle çalışmalarına devam eden ofisimize iletişim bölümünden ulaşabilirsiniz.
İletişim için lütfen tıklayınız
